atasehir escort bostanci escort erenkoy escort goztepe escort kadikoy Escort kartal Escort maltepe Escort suadiye Escort uskudar Escort umraniye Escort kartal escort bostanci escort atasehir escort kadikoy escort kurtkoy escort tuzla escort erenkoy escort beykoz escort umraniye escort pendik escort kadikoy escort maltepe escort antalya escort konya escort ATATÜRKÜN BAŞ AŞÇISI MEHMET YÜCELİN HATIRALARI-Aydın ERÇELİK- | Toprağın Yeşile İnsanın Yemeğe Doyduğu Yer – Mengen

logo

Reklam Alanı
  • kastamonu escort , eskişehir escort , mardin escort , diyarbakır escort , türk porno , adana escort , adana escort bayan , porno izle , mersin escort , escort adana , adult forum , istanbul escort , hatay escort , beylikdüzü escort , bodrum escort , eskisehir escort , porno indir , escort bayan , seks hikaye ,

    11 Kas 2017 11:05 - Okunma Sayısı: 297 - Yorum Yaz (1)

    ATATÜRKÜN BAŞ AŞÇISI MEHMET YÜCELİN HATIRALARI-Aydın ERÇELİK-

    ATATÜRKÜN BAŞ AŞÇISI MEHMET YÜCELİN HATIRALARI-Aydın ERÇELİK-

     

    ATATÜRKÜN BAŞ AŞÇISI MEHMET YÜCELİN HATIRALARI

     

    Değerli Hemşerilerim. Bugün 10 Kasım. Atatürk’ün ölüm yıl dönümü.

     

    Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRKÜ rahmet ve minnet duyguları ile anıyorum.

     

    Kabri nur dolsun mekânı cennet olsun inşallah.

     

    Bu günkü yazımda sizlere Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜN 14 yıl 7 ay baş aşçılığını yapmış olan Düzağaç Köyünden Mehmet YÜCEL’İN Atatürk’ün hastalığı ve vefatı ile alakalı hatıralarını paylaşacağım.

     

    10 Kasım 1948 de Mehmet YÜCEL ile Cumhuriyet Gazetesi’nde Haluk DURUKAL’IN yaptığı mülakat

     

    Karşımda uzun yıllar Büyük Atatürk’ün pek yakınında yaşamak talihine mazhar olmuş iki kişi oturuyor.

     

    Bunlardan biri 1924 ten itibaren tam 14 sene 7 ay Atatürk’ün yanında aşçıbaşı olarak çalışan Mengen’li Mehmet YÜCEL’DİR.  Meh

     

    met YÜCEL şimdi yataklı vagonlarda çalışıyor. Atatürk’ten bahsederken gözleri doluyor ve geçmiş zamanları hasretle anıyor.

     

    Mehmet YÜCEL usta sözlerine şöyle başlıyor. Beyim Allah rahmet eylesin. O hakikaten bambaşka adamdı.

     

    Onda kibir azamet falan yoktu.

     

    Hatıralarımı soruyorsunuz anlatayım size.

     

    Yemeğe çok düşkün değildi. Öğlen ve akşam mutlaka çorba yerdi. Yemek listesini ekseriyetle ben hazırlardım. Bazen canının istediği şeyleri söylerdi. Mesela bir gece geç vakit yaveri mutfağa geldi. Paşamız aşure istiyor dedi. Nasıl olur gece yarısı aşure pişmez dedim. Yaver paşamızın yanına döndü. Mehmet usta buraya gelsin demiş. Kalktım gittim. Ben aşure istiyorum Mehmet usta dedi. Paşam emredersiniz ama aşure bu ha deyince pişmez. Zamam ister hazırlaması dedim. Ben yapılıncaya kadar beklerim dedi ve bir pazarlığa giriştik. Ben hiç olmazsa 1,5 saat müsade buyrun dedim. Hayır, olmaz dedi 45 dakikada mutabık kaldık.

     

    Köşkte olsun, trende olsun, vapurda olsun daima ihtiyatlı davranırdık. Yanımıza malzleme alırdık. Bir yere gittiğimiz zaman oranın yemeğini yemesi icap ederse ben gider her şeyi kontrol ederdim. Yemeği paşamdan önce ben tadardım.

     

    Ödüm kopardı Allah esirgesin yemeğin içine bir şey atarlar diye. Onun için mutfakta pişirdiğim yemeğin başından bir dakika bile ayrılmazdım. Tencerenin kapağını kimseye açtırmazdım.

    Aylığım 200 lira idi.  Benim için para mevzubahis değildi. Atatürk’e hizmet etme şerefine nail olmuşum parayı kim düşünür. 200 lira yetmezse benim param bitti paşam derdim. Hemen bir pusula yazar 500 lira hediye ederdi.

     

    Atatürk çok alçakgönüllü idi. Yüzlerce defa olmuştur. Mutfağın telefonu çalardı. Telefonu açardım ve onun kimsin diye sesini duyardım. Mehmet Usta derdi ben acıktım.

     

    Peki, paşam der telefonu kapatırdım.

     

    Biraz sonrada mutfağa gelirdi. Mehmet usta çok acıktım bana şuracıkta bir şeyler hazırlayıver derdi bir çocuk gibi.

     

    Yemeğini yerken bazen bizi imtihan ederdi. Biz şaşırınca sorduğu sorunun cevabını kendisi verirdi.

    Yemeğini yedikten sonra da eh bakalım Mehmet Usta bir kahve yap birde sigarandan ver derdi. Sigara ve kahvesini içer sağ ol Mehmet Usta iyice doydum allahaısmarladık der kalkar giderdi.

     

    Atatürk hiçbir seyahatine beni almadan çıkmazdı. Yaveri hazırmısın aşçıbaşı der ben hazırız efendim dedikten sonra yola çıkardık.

    Bir vaka anlatayım bak.

     

    Balkan antantının imzalandığı sıralarda idi. Atatürk’ün en düşkün olduğu yemek kuru fasulye ve pilavdı.

     

    Soğuk bir gece Kırşehir’e hareket ettik. Yolda kar fırtınasına tutulduk. O kadar çok zorluk çekiyorduk ki zaman zaman otomobilimizi kardan mandalar kurtarıyordu. Vakit gece yarısını çoktan geçmişti. Atatürk bir ara otomobilinden indi ve yanıma geldi.

     

    Aşçıbaşı ben acıktım bana yemek ver dedi.

     

    Yanımda söğüş bir şeyler vardı. Hepsini saydım.

     

    Kuru fasulye ile pilav isterim dedi.

     

    Paşam kuru fasulye yapmadım diye cevap verince öyleyse hemen pişir dedi.

     

    Paşam dedim yanımda kuru fasulye yok hem burada pişirmek çok zor olacak.

     

    Durdu yüzüme baktı doğru aşçıbaşı hakkın var canım isteyiverdi işte aldırma yarın yaparsın diye birde beni teselli etti.

     

    Atatürk katiyen yemek ısmarlamazdı. Yalnız bazen yapacağım yemekleri sayarken;

     

    Usta peki ne kadar zamanda yapacaksın diye sorar bende bir iki saat diyince pazarlık ederdi. Asgari müddeti söylediğimde de nasılmış Mehmet Usta yaa diye adeta çocuk gibi sevinirdi.

     

    Yemeklerde ekseriyetle etraftakilere şarkı söyler onlar okuyunca sanki bir müzik hocası gibi olmadı makam değiştirin der ve sonra sanki bir müzik hocası gibi kendisi bu defa dinlediği makamda okurdu.

     

    Mesela bir yaz gecesi, Floryada idik. Köşk o zamanlar yeni yapılıyordu. Yemek yiyorlardı. Yanlarında Erzurumlu bir kaymakam vardı.

     

    Atatürk Kaymakama döndü Kaymakam bize bir şarkı söyle de dinleyelim dedi.

     

    Kaymakam şarkıyı söylemeye başladı. Olmadı kaymakam dedi ve kendisi söylemeye başladı.

     

    Bestesini bilmeden kim şarkı söyle derse desin söyleme diye Kaymakama nasihat verdi.

     

    Mehmet Usta anlatırken ağlıyordu. Gözlerini kuruladıktan sonra devam etti.

     

    Nihayet Atatürk hastalandı. İlk Fransız doktor geldiği zaman beni de çağırttı. Bana doktorun söylediklerini anlattı. Mehmet usta dedi beni iyi dinledim, sende iyi dinle. Bundan sonra asıl doktorum sen olacaksın.

     

    Fransız doktor tarafından verilmiş bir yemek listesi vardı. Listeye göre tereyağı, süt, yoğurt, haşlanmış tavuk, külde patates, kabak haşlaması gibi hafif yemekler yemesi gerekiyordu.

     

    Fakat sağ olsun doktorların dediklerine pek çabuk aldırmamaya başladı. Mütemadiyen kızartma ve dondurma istiyordu. Ben de olduğu halde vermiyordum.

    Mütemadiyen Paşa seni emrediyor diyorlardı. Yanına gittiğim zaman sert sert bakıyordu. Gel gel daha yakınıma gel diyerek yanına sokulmama müsaade ediyordu.

     

    Yüzüme önce sert bakıyor, sonra yumuşak bir ifade ile Mehmet Usta bana neden istediğim yemekleri göndermiyorsun diyordu.

     

    Ben Paşam bunları doktorlar yasak ettiler diyordum.

     

    Doğru söylüyorsun aşçıbaşı hakkın var ama ne yapayım benimde bunları canım istiyor diyordu.

     

    Devrimler sırasında o kadar çok çalıştı ki 36 saat masa başında kaldığını biliyorum.

     

    Biz mutfakta çeşit çeşit yemekler hazırlardık. Yanına gidince kızıyordu bunları yemeyeceğim diyordu. Bana bir dilim ekmek verin yanında da ayran getirin. Ardından kahve yapın bana. Şimdilik bunlar kâfi. Diğer yemekleri yemeyi henüz hak etmedim derdi.

     

    Çok alçak gönüllü idi. Bir gün öğlen saat 2 olmuştu ve paşa hala öğlen yemeğine gelmemişti. Biraz sonra mutfağa geldi Mehmet Usta ben yol yapan amelelerle beraber yemek yedim adamların soğanlarını bitirdim sen onlara bir şeyler hazırla da götür dedi.

     

    Paşam siz doymamışsınızdır size de bir şeyler hazırlayayım dedim. Amma da yaptın Mehmet Usta soğan, ekmek, zeytinden daha iyi yemek olur mu diye cevap veridi.

     

    Atatürk bilhassa Türk yemeklerini çok severdi. Biz başka isim altında yemek yapınca kızar bizim en kötü şeyimiz onların en iyisinden daha iyidir Mehmet Usta derdi.

     

    Mehmet Usta ağlayarak anlatmaya devam etti.

     

    Ah ah hele ölmeden birkaç gün önceye ait şu hatırayı bir türlü unutamıyorum. Beni yanına çağırdı. Yüzü ve bakışları iyiden iyiye solmuştu.

     

    Gel Mehmet Usta dedi ve bana sordu.

     

    Beni nasıl buluyorsun. Acaba yaşayacak mıyım?

     

    Tabi yaşayacaksınız paşam hastalığınız geçecek dedim.

     

    Senin haberin yok. Benden ne kadar su aldılar biliyor musun tam 11 kilo. Mehmet usta dile kolay. Yaşayacağımı hiç ummuyorum. Ben açım ne olur bana yemek yolla. Başüstüne Paşam dedim. Tam odadan çıkmak üzere idim. Sıkı sıkı tembihledi beni.

     

    Mehmet usta bu işe doktorları karıştırmadan yolla. Ben tabi gene doktorlara telefon ettim. Bana ümitsiz bir şekilde ver dediler.

     

    Atatürk’ün Baş Aşçısı Mehmet YÜCEL Mengen Düzağaç Köyü Nüfusuna kayıtlı. Doğum tarihi Rumi 1305, ölüm tarihi 2.6.1965,

     

    #

    YORUM YAZ

    #

    ATATÜRKÜN BAŞ AŞÇISI MEHMET YÜCELİN HATIRALARI-Aydın ERÇELİK-” Yazısı için Yorumlar

    türk sikiş