logo

Reklam Alanı
  • 15 Eki 2018 20:26 - Okunma Sayısı: 85 - Yorum Yaz (0)

    Bilgisayarın zaman içerisindeki yolculuğu-Aydın ERÇELİK-

    Bilgisayarın zaman içerisindeki yolculuğu-Aydın ERÇELİK-

    Bilgisayarın zaman içerisindeki yolculuğu

    Günümüzde bilgisayar ve akıllı telefonlarımız yanımızda olmadan adım bile atmıyoruz. Peki neredeyse 24 saat haşır neşir olduğumuz bu cihazlar hayatımıza nasıl girdi.

    Bilgisayarın zaman içerisindeki yolculuğu


    D. Direnç Aşkar

    Günümüzde bilgisayar ve akıllı telefonlarımız yanımızda olmadan adım bile atmıyoruz. Peki neredeyse 24 saat haşır neşir olduğumuz bu cihazlar hayatımıza nasıl girdi? Bilişim sektörünün deneyimli isimlerinden Aydın Erçelik, 80’li yıllarda bilgisayarla ilk tanışmasını ve bilgisayarın zaman içerisinde nasıl değişip, dönüştüğünü anlattı:
    1980 yılında Bolu İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinin ikinci sınıfında okurken rahmetli babam kalp kirizi geçirmişti. Madem artık babam çalışamayacak, o halde ben çalışmalıyım dedim. Yıldız Tekstil’in Bilişim Departmanında Sümer Özoral, Mehmet Kebapçı ve Nazif Kurşunlu müdürlerimin yanlarında bilgisayar programcısı olarak işe başladım. Zaten üniversitelerde bilgisayar bölümü olmadığı için Türkiye’de bilişim işini İktisat, İşletme ve Matematik mezunları yapıyordu. Yıldız Tekstil’deki NCR/399 bilgisayarın 32 K Ram kapasitesi vardı, ekranı yoktu, sadece 1 tane yazıcı bağlanabiliyordu, 1 metre boyunda harici bir harddiski vardı, disket ünitesi yoktu, aynı anda sadece bir iş yapılabiliyordu, kasetlerdeki program objeleri hafızaya yüklendikten sonra çalıştırılıyordu.

    ‘Ekrem Pakdemirli bile görmeye gelmişti’
    Muhasebecilerin elle yazdığı kasa tahsil, kasa tediye, mahsup fişlerini ve personel puantaj bilgilerini sevgili arkadaşım Hatice Kardaş Güllüel kasetlere kaydederdi. Daha sonra kasetlerdeki bilgileri Assembler ile yazdığımız programlar yardımı ile disklere yükleyerek fatura, mizan, muavin defter, resmi defter, personel bordroları gibi işleri yapardık. Patronumuz önemli misafirlerini NCR/399’u göstermek için büyük bir gururla mutlaka  bizim odaya getirirdi. O yılların Hazine ve Dış Ticaret Müsteşarı olan merhum Ekrem Pakdemirli bile NCR/399’u görmeye gelmişti. 1983’te IBM’in Türkiye’ye SİSTEM/34 modelini getirdiğini öğrendim. SYSTEM/34 64 K RAM, 256 MB DİSK kapasiteli idi, 20 ekran ve yazıcı bağlanabiliyordu, 8 inç disket ünitesi dahi vardı. RPG II kullanılıyordu. Türkiye satış fiyatı 200 bin dolardı. Muhasebeciler masalarındaki ekranlar ile artık kasa tahsil, kasa tediye, mahsup fişlerini SYSTEM/34’ün diskine yazabiliyorlardı, son ayın muhasebe hareketleri ve mizan kayıtları bilgisayarda tutulabiliyordu. Bilişim sektöründe bu bir devrimdi. Çok kullanıcılı SYSTEM/34 ile bilişim sektörünün çağ atladığını zannetmiştik. Bu arada Bilmerk’in RPGII kursları düzenlediğini öğrendim, kurslara katıldım. Bilgisayar olmadığı için hoca kursu kağıt üzerinde anlatıyordu. Bu arada COMODORE/64 Home Computer sloganı ile Türkiye pazarına giriş yapmıştı.

    İlk online bilgisayar: SYSTEM/36
    1984/1985 senelerinde askerlik görevimi tamamladım ve Ocak 1986’da Reha Ersoy ile tanışarak bilişim sektörüne geri döndüm. Bu arada bilişim sektörüne IBM SYSTEM/36 giriş yapmıştı. SYSTEM/36 1 MB. Ram 640 MB. Disk kapasitesi ve 318 kilo ağırlığı ile büyük sükse yapmıştı. 5362 modeli şube bankacılığı ve perakende mağazacılıkta kullanılabiliyordu. SYSTEM/36’ya aynı anda 64 kullanıcı bağlanabiliyordu ve son 1 yılın muhasebe hareketleri bilgisayar üzerinde saklanabiliyordu. Fiyatı ise SYSTEM/34 ile aynı idi. Firmalar farklı lokasyonlardaki bilgisayarlarını PTT’den kiraladıkları özel hatlarla online denilen bir teknoloji ile birbirine bağlayabiliyorlardı.

    ‘90’larda Windows fırtınası esmeye başladı’
    1990’lara geldiğimizde bilişim sektöründe AS/400 fırtınası esiyordu. Fakat bu yıllarda UNIX açık sistemleri de sunucu pazarından önemli ölçüde pay almaya başlamıştı. Artık sunucuların disk kapasiteleri GB seviyelerinde idi. 1985’den sonra DOS işletim sistemi ile piyasaya giren PC’lerde WINDOWS fırtınaları esmeye başlamıştı. Artık son iki yılın muhasebe kayıtları bilgisayar ortamında saklanabiliyordu. Çözüm ortağı dediğimiz yazılım firmaları muhasebe, finans, satış, personel gibi hazır programları tak fişi bitir işi sloganı ile piyasada satmaya başlamışlardı.
    2000’li yıllarda tek kullanıcılı WINDOWS PC’ler sunuculara dönüştü, hatta bu sunucularda WINDOWS işletim sistemine alternatif olarak LINUX işletim sistemi de kullanılmaya başlandı. DELL, TOSHIBA, HP gibi onlarca bilgisayar firması sunucu pazarına girdi ve IBM sunucu pazarındaki liderliğini kaybetti. Günümüzde ise sunucular sınırsız diyebileceğimiz kapasitelere ulaştı. Eski nesil disklerin yerini SSD diskler, FLASH diskler ve hatta çok yüksek kapasiteli MEMORY’LER aldı. ERP programları çok gelişti, bilgi saklamada yıl kavramı ortadan kalktı, internet teknolojisi ve arama motorları ile bilgiye erişimde bütün engeller ortadan kalktı, fiber 3G/4,5G teknolojileri iletişimde hız sınırını ortadan kaldırdı. Bugün Facebook’ta bir kullanıcının fotoğrafların kapladığı alan 1983’lerdeki 200 bin dolarlık IBM SYSTEM/34’ün kapasitesinden fazla yer tutuyor.

    Aydın Erçelik kimdir?
    1982 senesinde Bolu İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinden mezun oldu. Bilişim sektöründe sırası ile; Yıldız Tekstil’de Bilgisayar Programcısı, Esbank’da Yönetici, Denizcilik Bankası’nda, ÇBS Holding’de ve Daf-Tırsan’da Grup Müdürü olarak çalıştı. Bilişim sektöründen ayrıldıktan sonra 10 yıl İstanbul Emlak Bankası Spor Kulübünde Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı. Halen Eminevim’de Yönetim danışmanı olarak çalışıyor.

    #

    YORUM YAZ