logo

Reklam Alanı
  • 28 Mar 2018 17:04 - Okunma Sayısı: 600 - Yorum Yaz (0)

    Çocuğunuzun Yüreğine Dokunun – Betül VARLIK – www.bettyce.com

    Çocuğunuzun Yüreğine Dokunun – Betül VARLIK   –   www.bettyce.com

    Uygarlık, sevgi ve adalet üzerine kurulur. Biz ise nefret ve korku üzerine kurmaya çalışıyoruz. Bu da ebeveyn ile çocuk, kadın ile erkek arasındaki bağı zedeliyor. Kişiler arasındaki güveni ortadan kaldırıyor. Oysa ki, güven; çocuklar için elzemdir. Güvendikleri yerin hareket edebileceğini görmek tıpkı doğal afetlerin toplum üzerinde ruhsal travmaya neden olması gibi, insan ruhu üzerinde travma yaratır. Korku ise biz yetişkinlerden sirayet eder, sürünür ve çocuklarımıza bulaşır. Çocuk ruhları kirletir, temizlenmesi yıllar alır. Uygar bir toplum için asıl ihtiyacımız olan sevginin iyileştirici gücüdür.

    Her şey gibi, sevgi de ailede başlar. Çocuklarımıza koşulsuz sevgi gösterebildiğimiz sürece onları anlayabilir ve yanlış olan davranışlarıyla başa çıkabiliriz. Çocukları disipline sokmanın en iyi yolu; öncelikle onların sevgi ihtiyacını karşılayabilmekten geçer. Bunu nasıl yapabileceğiniz ise; tamamen sizin çocuğunuzla ilgilidir. Çünkü, her çocuk; biriciktir, tektir. Kimisi ona sarıldığınızda sevildiğini daha iyi hisseder; kimisi onunla her gün sohbet ettiğinizde, kimisi ise yardıma ihtiyacı olduğu anlarda yanına koştuğunuzda. Bu ihtiyacın ne olduğunu, size ya da diğer yakınlarına olan sevgisini ifade ediş şeklinden ve sizinle ilgili en çok yakındığı konulardan -sürekli çalışmak zorunda olduğunuzdan şikayetçi olması gibi-tahmin edebilirsiniz. Çocuğunuza ihtiyacı olan sevgiyi verdiğinizde; sorumlu bir yetişkin olmaları için ilk ve en önemli adımı atmış olursunuz. Üstelik sevgi bir bağlılık duygusudur; anne-baba tarafından sevildiğini hisseden çocuklar; yaşamlarının her kesitinde onların rehberliğine daha duyarlı olurlar. Çünkü; zorunluluk ve engellenme hissetmedikleri için kendilerini, aileleri ile özdeşleştirmeleri daha kolay olur.

    Eğer toplumumuzu uygar seviyeye çıkarmak istiyorsak gerekli olan diğer bir unsur; doğru iletişimdir. Çünkü; iletişim en önemli sosyal araçtır. Aslında yaşamdaki tüm canlılar birbirleriyle iletişim halindedir. Fakat, yalnızca insanlar bir başkasının rolüne bürünüp empati kurma yeteneğine sahiptir. İletişimin insanlar arasında sorun haline gelmesi de empati kurabilmek ya da kuramamaktan, yani diğerini anlama ihtiyacından ileri gelir.

    Toplumun en küçük yapı taşı aile, ailenin en küçük yapı taşı ise çocuk olduğuna göre; etkili iletişim kurabilme de öncelikle ailede başlar.  Çocuklar, daha iyi bir gelecek endişesi taşıyan her toplum için en büyük sosyal sermayedir. Bu yüzden de yatırımlarımızın en iyisini hak ederler. Aile içinde kendini ifade edebilen, iyi birer dinleyici olmayı öğrenen çocuklar ilerleyen yıllarda da bu alışkanlıklarını sürdürebileceklerdir.

    Çocuklarla kurduğumuz iletişimde temelde yaptığımız iki önemli hata vardır. Birincisi, çocuğu çocuk olarak değil de gelecekteki yetişkin olarak görme eğiliminden kaynaklanır. Oysa ki; çocuk yetişkin değildir, yetişkin gibi düşünemez, davranamaz. Gelişimlerinin her aşamasında özgül ihtiyaçları ve becerileri vardır. Sadece zamanı gelince öğrenebilirler. Bir diğer hata ise; çocukları kişisel özelliklerine göre değil de, anne-babanın kendi kafasındaki ideal tipe ait beklentilere göre yönlendirme yapıyor olmasıdır. Biz yetişkinler çocukları oldukları gibi yansıtan birer ayna olmalıyız. Ayna; olanı olduğu gibi gösterir, olması gerektiği şekilde değil. Eğer olanın üzerine kendi yorumunuzu katarak çocuğunuza bir yansıtma yapıyorsanız, çarpıtan bir aynasınız demektir; olduğundan zayıf ya da kilolu gösteren aynalar gibi.

     

    Hatalarımızı fark edip düzelttikten sonra ise yapmamız gereken dört şey vardır.

    • Öncelikle, gerçek iletişimin en önemli unsuru dinlemek; dinlemenin en önemli unsuru ise bedensel olarak dinler duruma geçmektir. Sadece göz teması kurarak sessizce dinlemenin gücü bile müthiştir.
    • İkincisi; kendimizi ifade ederken ben dili kullanmaktır. Ben dili, kişisel düşünce ve duygularımızı açıklayan bir ifade tarzıdır. Genellikle alışık olduğumuz; emir verme, suçlama, yargılama gibi tavırlardan uzaktır. Yani; başkalarıyla ilgili yorumlarımızı değil, kendimizle ilgili yaşantıları açıklar.
    • Üçüncüsü; duyduklarımızı tekrar etmektir. Böylece, söylenenleri doğru anladığımızı ifade ederiz ve yanlış anladığımız bir yer varsa karşımızdakinin düzeltmesi için alan tanımış oluruz.
    • Sonuncusu ve aslında çocuklarla iletişimde en önemlisi; tekrarın içine duygu ifadesi katmaktır. İnsanlar arasında inançlar, düşünceler, tutumlar farklılık gösterebilir; ancak duyguların dili ortaktır. Duygumuzu sevinsek de üzülsek de çok benzer şekillerde yaşarız. Özellikle çocuklar duygularını yetişkinlere göre daha yoğun yaşadıklarından, onlarla en büyük paydamız duygularımızdır. Yaşları gereği yetişkin gibi düşünemediklerinden mantıksal bazı açıklamalarınızı anlayamasalar da duygunuzu ifade ettiğinizde sizinle daha iyi uyumlandıklarını fark edebilirsiniz. Üzülüyorum derseniz bunu anlayabilirler; çünkü onlar da bazı şeylere üzülüyor. “Böyle davrandığında üzülüyorum.” cümlesi, “Ne düşüncesiz çocuksun!” cümlesinden çok daha derinde bir yerlere ulaşır.

    Unutmayın; disiplin çocuğun kişiliğini ezmek değildir. Gerçek disiplin; içerisinde sevgi ve anlayış barındırır. Çocuğunuza verebileceğiniz tek ve en değerli şeyi verin; sevginizi. Sevginizi verin ki; kişiliğinde yara açmak yerine, kalbinde kendinize yer açın.

    Kaynak:

    Çocuğunuzun Yüreğine Dokunun

    #

    YORUM YAZ