logo

Reklam Alanı
  • 10 Oca 2018 13:45 - Okunma Sayısı: 88 - Yorum Yaz (0)

    Çocuk Yetiştirirken Yapılan Hatalar ve Çözüm Önerileri – Betül Coşkun Varlık

    Çocuk Yetiştirirken Yapılan Hatalar ve Çözüm Önerileri – Betül Coşkun Varlık

    http://www.bettyce.com

     

    1. Çocuğun isteklerine önce “Hayır!” deyip, sonra sızlanmalarına dayanamayarak/kıyamayarak kararından vazgeçmek.

    Olumsuz Sonuçları: Çocukta; “Hayır!” denen şeyleri, ağlayıp sızlayarak “Evet!”e dönüştürebileceği düşüncesini oluşturur. Çocuk, istediği her şey için bu yolla ebeveynle pazarlığa başlar.
    Öneriler: Hayırları azaltın.
    “Hayır!” denen şeylerin neden istediği gibi olamayacağını yaşına uygun bir dille açıkça ifade edin.
    “Hayır!” dediğinizde tavrınızda kararlı olun.

    2. Çocuğun sorumluluklarını üstlenmek, girdiği olumsuz durumlarda suçu üstüne almak.

    Olumsuz Sonuçları: Yanlış her davranışın bir bedeli olmalıdır. Ailelerin bedel ödetmeye kıyamadığı her yanlış davranış, aynı davranışın tekrarı ile sonuçlanır.
    Sorumluluk duygusu taşımayan çocuklar; ilerleyen yaşlarda kendi görevlerini yerine getirmeyen, başkasından destek almadan işlerini halledemeyen yetişkinler haline gelebilirler.
    Öneriler: Yanlış davranışın ardından yaşına uygun ve adilane bir şekilde, davranışının sonuçlarını kendisinin yaşamasına müsaade edin.
    Her zaman için çocuğa yaşına uygun sorumluluklar verin.
    Çocukların bağımsız iş yapabilme becerisini destekleyin.

    3. Çocuğa duyulan sevgiyi okul başarısına yahut uslu durmasına bağlı olarak hissettirmek.

    Olumsuz Sonuçları: Sevgi; başarı gibi herhangi bir dış odak ile ilişkilendirildiğinde hata yapma oranı ve buna bağlı olarak başarısız olma olasılığı artar. Bu tutumla büyüyen çocukların ileride; dıştan güdümlü, pasif, mutsuz yetişkinler olma ihtimalleri çok yüksektir. Koşulsuz sevgi, çocuğun özgüven gelişimi ve kendini güvende hissetmesi için elzemdir.
    Öneriler: Çocukları “çünkü” değil, “eğer” değil; “rağmen” sevin.
    Çocuğa olduğu gibi kabul edildiğini hissettirin ve sevildiğini dile getirin.
    * Burada unutulmaması gereken önemli bir husus; koşulsuzca kabul edilenin davranışlar değil çocuğun kendisi olduğudur. Uygun olmayan davranışlar elbette söylenmelidir; aksi durumda, hissettirdiğimiz koşulsuz sevgi değil koşulsuz kabul olacaktır. Bu da ilerleyen yıllarda her yaptığını doğru kabul eden, kendini dünyanın merkezinde sanan benciller doğuracaktır.

    4. Çocuğu sürekli başkalarıyla kıyaslamak.

    Olumsuz Sonuçları: Başkalarıyla kıyaslanmak çocuğun özgüvenini yıkar, kaygısını arttırır. Çocuk yetersiz hissettiği için ebeveyne ve kıyaslandığı kişiye karşı olumsuz duygular beslemeye başlar. Öfke ve kıskançlık tepkileri gösterebilir.
    Diğer bir ihtimalde ise; “Beni anlamıyorlar!” düşüncesi çocuğu yalnızlığa iter ve çocuk kendini yaşamdan izole ederek içine kapanık/çekingen bir tutum sergiler.
    Öneriler: Olması istenilen davranışları kişiler üzerinden değil, direkt davranışlar üzerinden konuşun.
    Her çocuk özeldir. Bu nedenle, çocukları daima kendi ilgi ve yetenekleri, başarıları doğrultusunda değerlendirin.

    5. Çocuğu layıkıyla dinlememek.

    Olumsuz Sonuçları: Düşünceleri ciddiye alınmayan, fikirleri dinlenmeyen çocuklar ilerleyen yaşlarda önemsenmedikleri düşüncesi ile içine kapanık bireyler olabilirler. Kelime hazneleri ve konuşma becerileri yeteri düzeyde gelişmeyebilir.
    Diğer bir ihtimalde ise; bu çocuklar sorunlarını anlatamamaları, kendilerini uygun şekilde ifade edememeleri sebebiyle hırçın ve saldırgan tutum geliştirebilirler.
    Öneriler: Çocukları ETKİN şekilde dinleyin. İletişim sadece duyarak olmaz; jest ve mimikleri takip etmek, göz kontağı kurmak önemlidir.
    Çocuğun anlattığı eğer bir problem ise; hemen orada çözmek adına nasihat etmek yerine sorununu kendisinin çözebilmesi için onu cesaretlendirin.
    Çocuk; bir şey anlatmak istediğinde o an sizin için uygun bir zaman değilse -öylesine dinlemek yerine- bunu çocukla paylaşın ve konuşmak için birlikte başka bir uygun zaman planlayın.

    6. Anı kurtarmak için yalan söylemek, söz verip tutmamak.

    Olumsuz Sonuçları: Öncelikle çocuk yalan söylemeyi öğrenir. Siz çocuğunuza nasıl cevap veriyorsanız yetişkin olduğunda o da size öyle cevap verecektir.
    Hem kendilerine hem de diğer insanlara -en yakınları da dahil olmak üzere- güven duymamayı öğrenirler.
    Tüm bu olumsuz sonuçlar doğrultusunda ise; düşük özsaygılı, endişeli ve stresli bir yetişkin olmaları kaçınılmazdır.
    Öneriler: Çocuğun o anda ihtiyaç duyduğu bilgiyi en doğru şekilde ve kararında verin. Çünkü; her detayı söylemek zorunda değilsiniz.
    Gerekirse; fikrinizi belirtmek istemediğinizi söyleyin.
    Söz verirken dikkatlice düşünüp yapabileceğiniz sözler verin, ve ne olursa olsun sözünün arkasında durun.

    7. Kuralları kalıp halinde, okuduğumuz/gördüğümüz şekillerde uygulamaya çalışmak.

    Olumsuz Sonuçları: Öncelikle ailenin kurallara hazır bulunuşluk düzeyi önemlidir. Her bir ailenin dokusu birbirinden farklıdır, biriciktir. Basmakalıp halinde uygulamaya konulan kuralların işlevselliği pek mümkün olmayacaktır. Bu durum 36 numara ayakkabı giyen birine 40 numara bir ayakkabı, yahut tam tersi 40 numara ayakkabı giyen birine 36 numara ayakkabı satmak, onu giydirmeye çalışmaktan farksızdır. Kural aileyi ya sıkacak ya da aileye fazla esnek gelecektir.
    Öneriler: Kuralları ailenin şartlarına ve aileyi oluşturan bireylerin yapısına uygun şekilde yeniden düzenleyin.
    Kural koyarken, kuralları uyması beklenen herkesi kural belirleme sürecine dahil edin.

    8. Çocuğun başarısı konusunda yüksek beklenti içerisinde olmak ve öğrenme sürecinde başarısızlığa tahammülsüzlük.

    Olumsuz Sonuçları: Başarı elde etmesi için zorlanan çocuk başarılı bir öğrenci olsa bile; dışarıdan baskıyla gelen bu başarı onun sürekli yorgun, aceleci, gergin ve mutsuz bir yetişkin olmasına zemin hazırlayabilir.
    Aşırı yüksek beklenti; çocukta kaygı oluşturabilir. Bununla birlikte çocuk; her zaman başarılı olması gerektiğine inanan, kendine hata yapma fırsatı tanımayan, olumsuz eleştirilere tahammül edemeyen biri haline gelebilir.
    Tüm bunların yanında, üzerinde yoğun baskı hisseden çocuk çelişkili bir biçimde ne kadar başarılı olursa olsun kendisini “başarısız” hissedecektir.
    Öneriler: Okul çağına gelmiş dahi olsa oyun oynamasına, oyunla öğrenmesine müsaade edin.
    Öğrenmeyi sevmesini sağlamak üzere çaba gösterin. Öğrenmeyi seven çocuk, gerisini zaten kendisi halledecektir.
    Çocukların tek kimliğinin öğrencilik olmadığını hatırlayın. Başka gereksinimleri olduğunu görün ve bunları gidermek için çaba gösterin.

    9. “Sen dur, ben yaparım!” pozisyonunda takılı kalmak.

    Olumsuz Sonuçları: Sürekli olumsuz senaryolar üretme, “Yapma! Etme!” türünde konuşmalar sonucunda; korkak bireyler yetişir. Hatta çocuk bu ortamda tam olarak birey olduğunu bile hissedemez.
    Çocuk adına konuşmak da bu başlık altında değerlendirilebilecek bir sorundur. Kendisine bu şekilde davranılan çocuğun dışarıda kendisini ifade etme cesaretini kazanması, kendi ayakları üzerinde durmayı öğrenebilmesi çok zor olacaktır.
    Öneriler: Hata yapma özgürlüğü tanıyın. Bu özgürlüğe sahip olan çocuk; sebep-sonuç ilişkisi kurmayı öğrenecek ve zamanla olumsuz sonuçlar doğuracak kararlar vermeyi bırakacaktır.
    Özgüvenini destekleyecek cümleler kurun. Çocuğun özgüveni yükseldiğinde bağımsız iş yapabilme becerisi kendiliğinden gelişecektir.

    10. Suçlayıcı konuşmak.

    Olumsuz sonuçlar: Sürekli eleştirilme sonucunda çocuk huzursuzluk hisseder ve yalan söylemeye meyleder. Bu çocuklar ilerleyen yıllarda sorunlarını paylaşmayan “sır küpü” bireyler haline gelebilirler.
    Ebeveynden yeterli düzeyde onay alamayan bu çocuklar bu durumun yarattığı olumsuz duygular sonucunda agresif tavırlar sergileyebilirler.
    Öneriler: Sizi suçlayıcı konuşmaya iten problem ne ise “Ben Dili” ile sakince çocuğa izah edin.
    Problemli davranışın çözümü için aceleci ve ısrarcı davranmayın. Çünkü; istendik davranışın oluşması sabır gerektiren bir süreçtir.
    Problemli davranışın ortadan kaldırılma sürecinde olumlu adımları destekleyin; aynı zamanda çocuğa hata yapma fırsatı da tanımayı unutmayın, değişim bir anda değil düşe kalka gelecektir.

    11. Çocukların en önemli rol-modelinin anne-babalar olduğunu unutmak!

    Olumsuz Sonuçlar: Çocukların ilk öğrenme ortamı; içine doğup büyüdükleri evdir. Davranışlarını ailelerini gözlemleyerek geliştirirler. Çocuklar; konuşmayı, dinlemeyi, paylaşmayı; aslında her şeyi önce ailelerinden öğrenirler.
    Örneğin; yetişkin olmanız sizin her zaman haklı olduğunuz ve özür dilemeyeceğiniz anlamına gelmez. Anne-baba bu şekilde davranırsa çocuk özür dilemenin utanılacak bir şey olduğunu düşünecektir -tıpkı anne ve babası gibi!
    Öneriler: Çocuğunuzda yanlış bir davranış gözlemlerseniz öncelikle dönüp kendinize bakın ve sorun; “Bu davranışı benden öğrenmiş olabilir mi?” Cevabını vermekle yükümlü olduğunuz ilk soru budur!

    U N U T M A Y I N !
    Her yetişkin bir zamanlar çocuktu.
    Ve…
    Edip CANSEVER’in dediği gibi…
    Gökyüzü gibi bir şey bu çocukluk
    Hiçbir yere gitmiyor.”
    Işıl ışıl, masmavi bir gökyüzü altında yaşamak, her çocuğun hakkı!

     

    Psi. Dan. Betül Coşkun Varlık – #seyyahokur –
    Kaynak: http://www.bettyce.com/cocukegitimi/

    #

    YORUM YAZ