logo

Reklam Alanı
  • 13 Mar 2018 9:16 - Okunma Sayısı: 99 - Yorum Yaz (0)

    Çocuklarınıza Sınır ve Kural Koyma – Betül Varlık

    Çocuklarınıza Sınır ve Kural Koyma – Betül Varlık

    Sınır, fiziksel olarak kollarımızı iki yana açtığımızda çevremizi sınırlayan alanı ifade etmekle birlikte; sınırlar sadece fiziksel olarak konmaz. Yaşam alanımıza; kimin, ne zaman, hangi koşullarda, ne şekilde gireceği aynı zamanda psikolojik sınırlar olarak da karşılık bulurlar. Çocuklarımıza sınır koyma konusu da tam bu noktada karşımıza çıkar.

    Çocuklar içine doğdukları dünyanın kurallarını anlamak isterler. Kendilerinden ne beklendiğini, beklentileri nasıl karşılayabileceklerini ve fazla ileri gittiklerinde neler olabileceğini bilmek isterler. Bu nedenle de sınırlara ihtiyaç duyarlar. Sınırlar; çocuklara, doğru davranışın yolunu gösterir ve kendilerini güvende hissetmelerini sağlar.

    Çocuğunuza doğru davranışlar kazandırmak istiyorsanız öncelikle evinizde belli bir düzen olmalıdır. Bir yerde düzen olabilmesi için de önce alan olması gerekir. İşte “sınırlar” bu alanı oluşturmayı sağlar. Çocuğa ayrılan alan çok geniş belirlenirse yumuşak aile yapısı, çok dar belirlenirse ise cezacı aile yapısı oluşur. Bizim istediğimiz ise; sınırların dengeli olmasıdır ki bu da demokratik aile yapısına işaret eder.

    Sınır koyma dediğimizde, çocuklarınıza herhangi bir beklentinizi ya da aile kurallarını öğretebilmek için kullandığınız süreci ifade etmiş oluruz. Her aile, her toplum, her kültür bu eğitimi yapar. Fakat yöntemleri az önce belirttiğim gibi çeşitlidir. Bazıları ikna etme yoluna gider, bazıları tehdit eder ve ceza verir, bazıları ise daha yumuşak yöntemler tercih eder. Yöntemler bu şekilde farklılık gösteriyor olsa da; özünde hepsi aynı aracı kullanır. Bunlar da “sözler” ve “davranışlar”dır.

    Sınır koymanın en önemli konusu; kural koyarken bu iki aracın, yani sözler ve davranışların birbiriyle uyumlu olmasıdır. Bununla birlikte davranışlar, kural koymada sözlerden daha etkilidir. Çünkü özellikle küçük yaşlarda soyut düşünme becerisi henüz yeteri düzeyde gelişmediğinden; çocuk, muhakeme yeteneğiyle değil etrafındakileri izleyerek öğrenir. Ne gözlemliyorsa onu yapar, gözlemlediği her şey onun zihninde doğrudur. Bu nedenle davranış kazandırmanın en iyi yolu çocuğun öğrenmesi beklenen davranışın önce aile tarafından yapılmasıdır. Bir örnek vermek gerekirse; çocuğunuzun okulda arkadaşıyla kavga ettiğini ve ona vurduğunu varsayalım. Yaşanan bu olumsuz durumdan dolayı çocuğunuzla konuşuyorsunuz ve yaptığı şeyin yanlış olduğunu uzun uzun anlatıyorsunuz; fakat konuşmanın finalinde bir de tokat atıyorsunuz. Burada sözlerinizle anlatmaya çalıştığınız farklı bir şey olsa da, verdiğiniz mesaj; “Vurmak, sorunları çözer.” olacaktır. Çocuk ileride benzer bir durumla karşılaştığında meseleyi sizden öğrendiği şekilde çözmeye çalışacaktır.

    Sözler ve davranışlarınızın birbiriyle uyumlu olmasının dışında; davranışlarınızın da kendi içine tutarlı olması gerekir. Keyfi durumlara göre farklı davranışlar sergilerseniz anı kurtarırsınız; ancak uzun vadede sorunlar giderek büyüyecektir. Örneğin; çocuğunuza evde top oynamamasını söylediniz. Ama keyfiniz yerindeyken ya da uğraşacak haliniz yokken evde oynamasına izin verdiniz. Bu durumda çocuk, evde top oynamanın ne zaman doğru ne zaman yanlış olduğunu bilemez. Çocukla iletişiminizde kopukluk olur.

    Üstelik çocuklar sadece davranışları değil, düşünce ve tutumlarınızı da modeller. Mesela; eğer yapmak istemediğiniz şeyler için gerçek olmayan sebepler – yani bahaneler- öne sürüyorsanız (bir yere gitmek istemediğinizde hasta olmadığınız halde, telefon edip hasta olduğunuzu söylemeniz gibi), çocuk da istemediği şeyler için bahaneler üretebileceğini öğrenir ve bu onu yalana sevk eder. Çocuğunuzda onaylamadığınız her davranış için, kendinizi de gözden geçirmelisiniz.

    Düzen sağlamanın diğer önemli unsuru ise; kurallardır. Kural koyarken dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır. Bunlar;

    • Çocuktan beklenen davranış açık ve anlaşılır şekilde ifade edilmelidir. Örneğin; “Geç kalma!” dediğinizde, ya da “Oyuncakları topla!” dediğinizde sizin anlatmak istediğinizle çocuğunuzun anladığı birbirinden farklı olabilir.
    • Kurallar konusunda tüm aile hemfikir olmalıdır. Aksi takdirde kurala biri uyup diğer bozacağı için zamanla sınırlar tutarsızlaşacaktır.
    • Kurallar kontrol etme aracı değil, düzen sağlama aracıdır. Bu yüzden, çocuk açısından da kurallar kesinlikle mantıklı olmalıdır.
    • Kurallar mümkün olduğunca olumlu cümlelerle ifade edilmelidir.
    • Kural koyarken çocuğun gelişim seviyesi dikkate alınmalıdır. Çocuklar büyür ve değişir. Değiştikçe de daha çok özgürlük, ayrıcalık ve sorumluluk yüklenmeye hazır hale gelirler. Hazır olduklarını gördüğünüzde sınırları yeniden düzenlemeli ve genişletmelisiniz

     

    Davranışlarımızda tutarlı olduktan ve kuralları uygun şekilde belirleyip uygulamaya başladıktan sonra çocuk kurala hala uymuyorsa, yapılması gereken; ödül ve ceza gibi kontrol mekanizmalarıyla kurala uydurmaya çalışmak değil, neden uymadığını anlamaya çalışmaktır. Örneğin; ödevini yapmıyorsa esas konumuz ödevini ne şekilde olursa olsun tamamlaması değil neden ödev yapmak istemediğini anlamak olmalıdır. Sebebi anladıktan sonra problemi çözmeye çalışmalıyız. Eğer problem hemen çözülemiyorsa; çocuktan kurala yine de uyması beklenir ancak, duygularını anladığımızı ve onayladığımızı her durumda onlara ifade etmeliyiz.

    Son aşamada; eğer hala kurala uyulmuyorsa çocukların davranışlarının bedellerini ödemesine müsaade edilmesi gerekir. Bedel, ceza ile aynı şey olarak düşünülmemelidir. Ceza, dışarıdan çocuğa uygulanan bir yaptırımdır. Bedel ise; davranışın doğal sonucudur. Örneğin; yemek saatinde oyununu bırakıp yemek yemiyorsa, bir sonraki öğünü beklemesi gerekir. Çocuklarımızın davranışlarının sonuçlarına katlanmasına engel olarak, aslında öğrenmelerine engel olmuş oluruz. Üstelik evde bu ortamda büyüyen çocuk; okulda da kuralların kendisini kapsamayacağını düşündüğü için faaliyetleri reddedebilir, sınıf kurallarına uymakta güçlük çekebilir.

    Son olarak, değişimin bir gecede gelmeyeceğini kabul etmelisiniz. Çocuklarınızın sizin davranışlarınız ve tutumlarınızla ilgili kalıp yargıları vardır. Bu yargılar yılların tecrübesiyle oluşmuştur. Başlangıçta değişiminize direnç gösterebilirler. Kararlı ve tutarlı olmalısınız. Ve başlarda hata yapmanız da doğaldır. Amacımız, bir anda mükemmele ulaşmak değil , ilerleme kaydetmektir.

    En önemlisi; başta da belirttiğim gibi, sizin çocuğunuzdan beklediğiniz davranışı kendinizin sergiliyor olmasıdır. Sizde olmayan bir şeyi çocuğunuzda talep edemezsiniz. Şunu bilin;

    “Çocuklar işaret parmaklarını değil, ayak izlerini takip ederler.”

    Kaynak: http://www.bettyce.com/sinirkoyma/

    #

    YORUM YAZ

    atasehir escort umraniye escort kadikoy escort kadikoy escort

    bodrum escort bodrum escort bodrum escort