logo

Reklam Alanı
  • 08 Şub 2014 19:29 - Okunma Sayısı: 390 - Yorum Yaz (0)

    Kötü taklit adamı rezil eder

    Kötü taklit adamı rezil eder

    Her yılın Şubat ayında başlayan ve 4 gün süren Doha yemek festivali geçen senelere nazaran bu yıl daha da göz alıcı hale gelmişti. Oteller ve restaurantlar festival boyunca ziyarteçilerin dikkatini çekmek için yarış halindeydiler. Bizlerde Doha da yaşayan gastronomi sektörünün temsilcileri olarak festivale iştirak ettik ve olan biteni gözlemlemeye çalıştık.İlk dikkatimizi çeken lezzet İntercontinental otelinin bünyesinde bulunan Belgium Cafe `yi temsilen sundukları “frikandel” sosisleriydi.Lezzet olarak gayet zengin ve aperatif olarak yenilebilecek bu sosislere curryworst de deniliyormuş ve orjinal olarak papates kızartması ile servis ediyorlar. İkinci olarak Oryx Ronata nin mutfak şefinin sunduğu “sous vide” tekniğiyle pişirilmiş yumuşacık ahtapot ve yanında verdikleri limon otu sos bizden tam not aldı.Yanyana dizilmiş küçük yemek kulübelerinde Asya, ortadoğu ülkeleri, Avrupa, Güney Amerika ve daha saymadığımız birçok ülkenin lezzetli yemekleri hünerli şefler tarafından tanıtım amaçlı ve cüzzi miktarda ücret alınarak ziyaretçilere sunuluyordu.Birden kulağımıza tanıdık bir müzik sesi geldi. O da ne! Patlamış bir hoperlörden gelen kulak tırmalayıcı ve yemek ortamına uygun olmayan bu müzik sanatçımız Güllü ye aitti. Güllü hanımın güzel sesine hiç bir sözümüz sadece müzik çaların ve hoperlörün azizliğine uğramıştı. Daha da kötüsü dönere benzetmeye çalıştıkları ve başındaki Hindistanlı aşçı tarafından düzgün kesilmediği anlaşılan bu et görüntüsü bize inşallah burası Türklere ait değildir dedirtti.Birkaç dakikalık incelemeden sonra “İskender Kebab” adlı bu restaurant standının bir Lübnanlı yatırımcıya ait olduğunu öğrendik.İşletmenin bir Türke ait olmaması tabiki bizi sevindirmedi çünkü Türk mutfağı ve kültürü Türk olmayan birileri tarafından düzgün temsil edilmiyordu.Anlaşılan bu Lübnanlı yatırımcı kardeşimiz Türkiye`ye gelmiş meşhur İskender kebab`ımızdan yemiş ve bunu ben nerede yapsam tutar birde arakadanTürk müziği patlatırsam tam orjinal olur diye düşünmüş ve baltayı taşa vurmuştu. Memleket sınırları dışında oluşturulan bu konsept ne kültürümüzü ne müziğimizi nede damak zevkimizi yansıtıyordu.Birden aklıma Türkiyedeki bazı Fransız, Italyan ,Meksika,Japon gibi yabancı ülke mutfaklarının durumu geldi.”Acaba onlarda bize aynı gözlemi bakıyor”? diye düşünmeden edemedim.
    Sağlıcakla Kalın
    A.Baran Yucel

    #

    YORUM YAZ