logo

Reklam Alanı
  • 29 Haz 2019 22:56 - Okunma Sayısı: 1.223 - Yorum Yaz (0)

    Necip Usta Ata Ocağı Mengen’de

                     Necip Usta Ata Ocağı Mengen’de

       Gözlerim kapanmadan vatanımı bir daha görmek istiyorum dilekleri ile Amerika’da yaşamını sürdüren ünlü aşçımız Mengen’de.

    Mengen tarihinde sanatı ile yerini alan Dünya Aşçılar Kralı Necip ERTÜRK çok sevdiği ve hasret olduğu topraklara geldi.

    Amerika’dan Mengenli KANSU ailesinin gayretleri ile Mengen’e gelmeleri sağlanan Necip ERTÜRK ve eşi Nevin ERTÜRK ile söyleşimizi sizlere sunuyoruz.

    “Genel olarak 60 senemi mufakta geçirdim”

    Kendimden bahsedecegim, meslek arkadaşlarıma tavsiyelerim olacak. Uzun bir konuşma yapmayacağım. Söyleyeceklerimi, minnettarlığımı eski ustalarımın katkısını, meslek arkadaşlarımın 3 sene önce 28 madalya kazanışını, Mengen’in iftiharı olan meslek arkadaşlarıma tavsiyelerde bulunacağım.

    Ömrümün yaklaşık 60 senesini mutfakta geçirdim. Hizmet ettiklerimden dünyanın en büyük şefi seçilenler oldu ama benim dışımda hiçbiri altın madalya alamadı.

    “Yemek Pişirmek Büyük Bir Zevk ve Lezzet. Başka Hiçbir Şevki Yok”

    Benim demek istediğim şu; Yemek pişirmek büyük bir zevk ve lezzetli olduğunda başka hiçbir insanların beğenisinden daha önemli bir şey yok. Bunda tabi annelerin de çok büyük katkısı olduğunu söylemek lazım. Mutfakların kralı yüzlerce sene annelerdi. Ticari mutfak 1789’da kadar kök salmaya başlayana kadar. Tüm mutfağın kralı anneleri tebrik ediyorum.

    Türk anneleri o zamanın şartları altında evini, çocuklarını doyurmak için her türlü fedakarlığı yapmıştır. Ama dünya anneleri genel olarak baktığımızda, 1789’da Bastille İsyanı ile mesleklerini kaybeder. Bastille hapishanesinde mesleklerini kaybeden aşçılar meydana çıkınca işsiz kaldıkları için Ticari Mutfağı kurdular ve çalışmaya başladılar.

    Düşünebiliyor musunuz, Dünya’da 7 milyar insan var. Bütün bu toplumu ele alırsanız aşçılık ne kadar büyük ve önemli bir meslek. Hiç kimse aç kalamayacak. Herkes bir şeyler yiyip içecek. Dünyanın en büyük mesleği bence. Yüz binler, milyonlar, milyarlar, bilmiyorum kaç tane ev var, fakat istatislikler gösteriyor ki bir evde en az 4 kişi var ve herkes yemek yiyecek.

    “Asker Olmak İstiyordum”

    Ben 13 yaşındayken aşçılık aklımdan geçmezdi. Dedem levazım subayı idi ve şehit oldu. Onun ismini taşıyorum ben ve asker olmak istiyordum.

    Deprem Hayatımı Değiştirdi

    Deprem gününü hatırlıyorum da; Sabaha karşı ninemin çığlığı.. Deprem oluyor, tabaklar çöküyor. “Allah’a dua edin çocuklar.” dedi. Biraz sonra, bizim evin 4’te 3’ü yıkılmıştı. Biz şanslıydık. Bizi bir ağaç ile ikinci kattan indirdiler. Merdiven bile yoktu. Mayıs ayının ilk haftası idi. Annem, “Oğlum aşçılığa başla, git para kazan.” dedi.

    Kendimi Tophane Aşçılar Kahvesinde buldum. O zaman işi onlar bulurlardı. İki haftalık çıraktım. Usta, dizime odunla vurdu ve ardından ordan ayrıldım (1944).

    “Istakoz Necip”

    Daha sonra Taksim Belediye Gazinosunda işe başladım. O zamanlar İstanbul’un en lüks lokantasıydı. 3 ay sonra bana lakap takıp ismimi değiştirdiler; ‘Istakoz Necip‘. Orası eskiden zenginlerin uğrak noktasıydı. Istakoz çok satılırdı. Istakozu ben diğer aşçılardan daha iyi haşlıyormuşum. 3 ay sonra şefimiz Grökenden toplantı yaptı. Dedi ki: ‘Bu çocuk 3 sene sonra sizin şefiniz olur’.

    “O Günlerde Hep Yabancı Şefler Vardı”

    Oldu mu olmadı mı bilmiyorum ama etrafıma bakıyorum da o günün meşhur yerlerinde 1 tane Türk yok hep yabancılar vardı. Kendi kendime düşündüm ben bunlara son vereceğim. Fransa’ya öğrenim görmeye gitmeye karar verdim.

    Taksim’de tünele inerken bir Fransız kitap dükkanı vardı. Ece Bellys ordan bir gramofon aldım sabaha kadar Fransızca öğrenmek için gramofonu dinledim.

    “Paşa Aşçısı Necip”

    Askere gittim. Askerde Nerettin Baransel Paşa’nın aşçısıydım. Erzurum 3. Topçu taburundaydım. Askerden geldikten sonra İstanbul Hilton Otel’de çalışmaya başladım.

    Hilton Otel’de çalışırken İsviçre Milli Takımı Şefi ile tanışıp birlikte çalıştıktan sonra 3 yıl İsviçre Traiteur Niedrman Zurich’de staj gördüm.

     

    Yemeğin adı lezzettir

    Hilton Otel’de çalışırken, dedim ki; ben Amerika’ya gideceğim. Dediler ki nasıl gidiceksin? Herkes nasıl gidiyorsa ben de öyle gideceğim. Atlayıp bir uçağa doğru Amerika’ya gittim. Ama ne bir işim var, ne de bir yer biliyorum.

    1 haftada 3 tane iş teklifi aldım. Teklifleri kabul etmedim. Yeni açılan bir otel vardı, oraya iş görüşmesine gittim. Bana orada çeşitli sorular sordular, cevapladım. Dediler ki: ‘Biz senin İngilizceni tam olarak anlamıyoruz, sen bizimle mutfakta nasıl iletişim kuracaksın? Dedim ki; Amerika’da çok sayıda işsiz var. Beni almazsan işsizler arasına bir kişi daha eklenir.

    – “Düşüneyim.” dedi. O zamanlar 17 dolara oteller vardı ben de orada kalıyodum. Otelde sorun yaşamıyordum ama yine de tedirgindim.

    Bir gün kaldığım otele geldiğimde posta kutumda bir zarf içinde bir yazı vardı. “Hemen gel, işe alındın.” yazıyodu.

    Gittim oraya. Çalışmaya başladıktan 3 ay sonra her yerde duyulmaya başladı ama benim gözüm Atlanta Hilton’daydı. 1300 ya da 1100 odalıydı. Otelde çalışmak isteyen benim dışımda iki kişi daha vardı.

    3 kişi 1 haftalık denenmenin ardından yanıma otelin müdürü geldi ve ‘Şef olarak seni seçtim, göster kendini’ dedi.

    2 şirkette 22 sene çalıştım Atlanta Hİlton, Nestle Criminland’da. 7 tane de kitap yazdım.

    Haber Fotograf : Hüseyin VARLIK,Berke Ahmet YAMAN,Varol VARLIK

    #

    YORUM YAZ