logo

Reklam Alanı
  • 09 Eyl 2018 23:22 - Okunma Sayısı: 116 - Yorum Yaz (0)

    Şimdi Okullu Oldu(k)! – Betül Varlık – www.bettyce.com

    Şimdi Okullu Oldu(k)! – Betül Varlık – www.bettyce.com

    İlkokul dönemi çocuğun aileden uzun süreli ayrılıp dış dünyaya açılmasını, başkaları ile ilişki kurmasını, belirli bir oranda bağımsız yaşama adım atmasını gerektiren bir dönemdir. Bu süreç; çocuğun belirli bir süre içerisinde tek başına okulda kalmasını ve okulla ilgili çeşitli sorumlulukları üstlenmesini de beraberinde getirir. Bundan dolayı okula başlamak çocuk için önemli yaşam olaylarından biridir. Hani bir şarkı vardı: “Daha dün annemizin kollarında yaşarken, çiçekli bahçemizin yollarında koşarken, şimdi okullu olduk…” diye başlayan… İşte, daha dün annelerinin kollarında yaşarken şimdi okullu olup sınıfı dolduracak olan miniklerimiz okula başlıyorlar bu hafta. Belki de çocukları okula motive etmek için yazılmış bu dizeler öte yandan da bu gerçeği fısıldıyor kulaklarımıza; çocukların kendilerini en güvende hissettikleri evlerinden, anne kucağından ilk kez uzaklaşarak bilmedikleri bir ortama girip tek başına kalmayı öğrenmelerinin zamanının geldiğini…

    Genellikle ilkokul çağına gelmiş çocuklar gelişimsel olarak bağımsızlığa, ailenin desteği olmadan farklı bir ortamda tek başına kalabilmeye hazır olsalar da bazı çocuklar bu değişime hazır olmayabilirler ya da aileleri tarafından hazır edilmemiş olabilirler. Çocuğun okula hazır olma düzeyi çocuğun kişilik yapısıyla ilgili olduğu kadar -belki daha da çok- ailelerin çocuk yetiştirme tutumlarıyla ilgilidir. Aşırı koruyucu, kollayıcı, endişeli, çocuğa bağımsız olabileceği alanlar tanımayan anne-babaların yetiştirdikleri çocuklarda okula uyum sorunları daha fazla görülmektedir. Elbette ki bu sorunlar; aile-okul işbirliği ile çözülebilecek sorunlardır.

    Bu sorunlardan doğan uyum problemlerini azaltmak ve çocuğun okula uyum sürecini kolaylaştırmak için ailelere destek olabilecek öneriler;

    1. Çocuğunuzla okulla ilgili sohbet edin;
    *Ne kadar süre okulda kalacağını, onu okuldan ne zaman alacağınızı mutlaka söyleyin.
    *Okulun bahçe, kantin, tuvaletler gibi fiziki bölümlerini çocuğunuza gezdirip tanıtın.
    *Okulla ilgili abartılı söylemlerden kaçının. Eğer anlattıklarınızı okulda bulamazlarsa bu daha büyük bir uyum sorununa neden olabilir.
    *Okuldan döndüğünde günün değerlendirmesini yapın. Çocuğun endişelerini, sıkıntılarını paylaşmak ve bunlar üzerine konuşmak hem kendisinin rahatlamasını sağlar hem de yalnız olmadığı hissini yaşatır. (Bu konuşmayı; okula gitme vaktinde kesinlikle yapmayın.)

    2. Çocuğunuzla öğretmeniyle ilgili sohbet edin;
    *Öğretmenler sınıfta her zaman çocuklarla birebir ilgilenme şansına sahip olamazlar. Bu durumun öğretmeninin kendisini sevmediği ya da kendisiyle ilgilenmediği anlamına gelmediğini, bu durumun sınıftaki öğrenci sayısının fazla olmasından kaynaklandığını açıklayın.
    *Evde çocuğunuzu öğretmeni ile tehdit etmeyin. İlk günlerden “Şunu yapmazsan öğretmenine söylerim.” ifadeleri ileride öğretmenleri ile kuracağı güven ve sevgi ilişkisini olumsuz etkiler.
    *Çocuk evde bazı kurallar ve sınırlarla tanışmamışsa okuldaki kurallara uymakta zorlanabilir. Sınıftaki kuralların olması gerektiğini, sınıf öğretmeninin kendisinden daha otoriter olabileceğini, bunun sevgisizlikten kaynaklanmadığını açıklayın.
    *Çocuğunuzun yanında okulu ve öğretmeniyle ilgili olumsuz yorumlarda bulunmayın.
    *En önemlisi; öğretmeninizin tecrübesine güvenin.

    3. Kararlı ve destekleyici bir tutum sergileyin.
    *Okulun her gün gidilmesi gereken bir eğitim yeri olduğunu vurgulayın.
    *Çocuğunuz üzgün görünse bile vedalaşmaları kısa tutarak yanından ayrılın. Böyle davranmanız; çocuğunuzun ayrılıkların doğal olduğunu anlamasını sağlayacaktır.
    *”Bugünlük gitmese de olur.” düşüncesiyle hareket ettiğinizde, çocuklar bunu kullanmayı öğrenirler. Okula gitme konusunda ödün vermeyin.
    *Anneanne, babaanne ve dede gibi aile büyükleri torunlarına karşı daha duyarlı ve ayrıcalıklı davranırlar. Ancak bu süreçte onların da anne-babayı desteklemesi ve kararlı olması gerekir. (Lüften bu yazıyı onlarla da paylaşın.)

    4. Anne-baba olarak çocuğunuzdan ayrılmak konusunda sizin de endişeleriniz olabilir, bu endişelerinizi çocuğa yansıtmayın.
    *Çocuğunuzu öğretmenine teslim ettikten sonra onu merak etmeniz doğaldır. Ancak, bu meraktan dolayı yanına gidip neler yapıyor diye bakmak istemeniz yaşadığınız endişenin çocuğunuza yansımasına neden olur. Bu durum; çocuğunuzun kaygı düzeyinin artmasına ve kendine olan güvensizliğinin güçlenmesine neden olur.
    *Birlikte evden çıktığınızda, endişeli olsanız bile çocuğunuza sakin ve mutlu görünmeye çalışın. Çocuğunuzu bırakırken tedirgin görünüyorsa; her şeyin yolunda gideceğini ona anımsatın.

    5. Her çocuk farklı ve özeldir. Çocuğunuzun kişilik yapısını göz ardı etmeyin.
    *Çocuğunuzu diğer çocuklarla kıyaslamayın.
    *Eğer çocuğunuz okul korkusu yaşıyorsa bu korkudan dolayı suçlayıcı davranmayın.
    *Çocuk yaşadığı durumdan ötürü zaman zaman ağlayabilir; bu durumda kesinlikle çocuğunuzun göz yaşlarıyla alay etmeyin. (Aynı zamanda; ağlamayı okuldan eve gitmek için bir kaçış olarak kullanmasına da müsaade etmeyin. Ağlasa da okulda kalacağını çocuk bilmelidir.)
    *”Eğer ağlarsan giderim.”, “Sen artık büyüdün, bebekler ağlar.”, “Böyle davranırsan bu okulda kimse seni sevmez.”, “Bugün sınıfında kal, söz yarın seni getirmeyeceğim.”, “Galiba sen bu okula alışamayacaksın.” gibi söylemlerden kaçının.

    6. Çocuğunuzun size güvenmesi çok önemlidir. Onu aldatma ya da kandırma yoluna gitmeyin. Eğer kalacağınıza söz verdiyseniz o dersteyken ya da oyuna dalmışken bırakıp okuldan ayrılmayın. Verdiğiniz sözleri mutlaka tutun.

    7. Bir sonraki gün için giysi ve çanta hazırlığını akşamdan bitirin. Bu ertesi sabahın telaşlı geçmesini önler. Çocuğunuz birkaç hafta içinde bu düzene uyum sağlar ve giderek sabahları okula hazırlanması daha az zaman alır.

    8. Okul dışında boş zamanlarını değerlendirme ve oyun becerileri kazandırmak için çabalayın. Bu size olan bağımlılığını azaltacağı için okula uyum sürecine de katkı sağlayacaktır.

    9. Sorunun çözümü için sabır ve zamana ihtiyaç vardır. Sabırlı ve tutarlı bir tutum içerisinde olmaya gayret gösterin. Sorunu görmezden gelmek ya da bir sonraki yıla havale etmek sadece çözümü zorlaştırır.

    10. Çocuk, nihayetinde onu rahatsız eden bir duruma karşı duygusal tepki göstermektedir. Bu duruma hangi durum ve duygunun neden olduğunu anlamaya çalışmak en doğru yaklaşımdır. Çocuğun endişe duyması belirsizliğin yarattığı basit bir korku değil de ciddi bir fobi halini almış ise mutlaka bir uzmandan destek alın.

    İLK İŞİNİZ; ÇOCUĞA OKULU SEVDİRMEK OLSUN.

    ÇOCUK GERİSİNİ KENDİSİ HALLEDECEKTİR, ONA GÜVENİN.

    #

    YORUM YAZ

    türk porno mobil porno ataşehir escort istanbul escort kadıköy escort taksim escort mecidiyeköy escort şişli escort pendik escort ümraniye escort halkalı escort ataköy escort beylikdüzü escort

    istanbul escort